Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V.) Ramazan ayında nasıl iftar ve sahur yapardı, bu mübarek ayı nasıl değerlendirirdi? Kısaca Peygamber efendimizin ramazanı nasıldı gibi sorularımıza cevap için sizlerle bir derlemeyi paylaşmak istedik.
Bin aydan daha hayırlı olan ramazan ayı Allah’ın kullarına sunduğu büyük lütuflarından biri. Her anını dolu dolu geçirmemiz tavsiye edilen bu bereketli günleri, rehberimiz Hz. Muhammed’in (sav) takip ettiği yolu izleyerek değerlendirmek en doğrusu olsa gerek. Gelin Hz. Peygamberin (sav) ramazan sünnetlerini yeniden hatırlayalım…
“SAHUR YEMEĞİ YİYİN”
Hz Peygamber bir hadisi şerifinde:
“Kitab Ehli’nin orucu ile bizim orucumuzun arasındaki fark, sahur yemeğidir.” buyurmuştur.
Kitap ehline de bize farz kılındığı gibi oruç farz kılınmıştı. Fakat Allah Resûlü (s.a.s) onların orucu ile bizim orucumuzun arasını sahur ile ayırt etmeyi emretmiştir.
Peygamberimiz (sas) sahurun başka bir önemini ise şöyle belirtir: “Sahur yemeği yiyin; çünkü gerçekten sahurda bereket vardır.” Sahur vakti seher vaktidir ve o saatler günün en bereketli vakitleridir, rızıklar o zaman dağıtılır. Resûlullah da (sas) sahur vaktinin bu noktasını vurgulamıştır. Sahura kalkmak aynı zamanda o günkü Ramazan orucuna niyettir.
Ayrıca Peygamberimiz (sas) şöyle buyurur: “Sahur yemeği berekettir, velev ki biriniz, sudan içeceği bir yudum olsa bile sahuru sakın terk etmeyin. Gerçekten Allah ve Melekleri sahur yemeği yiyenlere salat getirirler.” Sahurun en büyük bereketlerinden birisi de, Allah Teâla ve Melekleri sahur yemeği yiyenlere salât getirmeleridir.
PEYGAMBER EFENDİMİZİN (sav) İFTAR SOFRASINDA NELER BULUNURDU?
Peygamber Efendimizin İftar Sofrası
Eğer bir müslümanın sofrasının nasıl olduğunu bilmeyen bir müslüman tabi ki Peygamber Efendimizin (sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem) sofrasına bakmalıdır. Çünkü O, her yönüyle mükemmel bir kul idi. Her müslüman ne zaman kararsız kalsa O’na bakmalıdır. Peygamber Efendimizin (sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem) davranışlarına, hal ve hareketlerine bakmalıdır.
Ramazan ayı ile birlikte iftar davetleri artarak devam eder. Yakınlarımızı, tanıdıklarımızı iftara, soframıza davet ederiz. Bazen de onların davetine gideriz. Bu güzel âdet, hem birbirimize yaklaşmamızı temin eder hem yardımlaşma ve cömertlik duygularımızı canlandırır. Fakat iftar daveti denince, akla sofradaki yemeklerin çeşitliliği gelir. Bu yanlış düşünceye kapılarak dostlarımızı davet edeceğimiz zaman imkânlarımızı zorladığımız, bütçemizi aşan masraflara girdiğimiz oluyor. Maddi durumu yerinde olanlar için buna diyecek bir şeyimiz yoktur ancak dar gelirliler için aynı husus söz konusu değildir. Çünkü böyle bir hazırlık her zaman devam etmeyeceği gibi, bir yönüyle ibadet olan dost ve akraba ziyaretlerine engel olur.
Bugünlerde iftar sofralarının en kalabalık, en “zengin” olanı makbul gibi görülse de, Hz. Peygamberin (sav) iftar sofrasına baktığımızda durumun hiç de öyle olmadığını görüyoruz ve bakın Efendimiz bunu nasıl anlatıyor:
“Bu ayda her kim oruçlu bir mü’mine iftar edecek bir şey verirse, yaptığı bu iş günahlarının bağışlanmasına ve Cehennemden kurtulmasına sebep olur. Oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksilmeden onun kadar sevaba kavuşur.” Sahabiler sordular: “Ey Allah’ın Resulü, hepimiz oruçluya iftar edecek bir şey bulup verecek durumda değiliz.”
Peygamberimiz de, “Allah bu sevabı bir tek hurma ile, bir içim su ile, bir yudum süt ile oruçlu mü’mine iftar ettirene de verir” buyurdular. Bu şekilde israfa girmeden de pekala, iftar verebiliriz. İnsanın imkânı ne kadarını kaldırabiliyorsa, ona göre bir hazırlık yapması en güzelidir.
Ayrıca Peygamber Efendimiz (sav) iftar sofasında dua etmeyi de severdi. Peygamberimiz Sa’d bin Muaz’ın evinde iftar yapmış ve onlara şöyle dua etmişti: “Yanınızda hep oruçlular iftar etsin. Yemeğinizi iyi insanlar yesin. Melekler de size dua ve istiğfarda bulunsun”
TERAVİH
Peygamberimizin (sav) ramazan sünnetlerinden birisi de Teravih namazıdır. Allah (cc) Resûlü (sas) şöyle buyurmaktadır: “Her kim ramazanı, iman ederek ve sevabını Allah’tan bekleyerek ibadetle geçirirse, geçmiş günahları bağışlanır.”
Peygamberimizin bu hadisteki müjdesiyle birlikte bu ayda nafile ibadetlerin miktarı artmaktadır. Müslümanlar arasında özellikle teravih namazı belirginlik kazanmaktadır.
Ebû Hureyre’nin naklettiği bir hadise göre Resûlullah (sav), Ramazan gecelerini ihya etmeyi teşvik etmiş, fakat bunu kesin olarak emretmemiştir. Bu konuda; “Şüphesiz Allah Ramazan orucunu farz kıldı. Ben de Ramazan gecelerini ihya etmeyi sünnet kıldım. Her kim inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek Ramazan’ı oruçla, gecelerini namazla ihya ederse, anasından doğduğu gün gibi günahlarından temizlenmiş olur” buyurmuştur. Peygamber Efendimizin mendup bir ibadet olarak teşvik ettiğini âlimlerimiz ittifakla kabul etmiştir.
Resûlullah (sav) Ramazanda mescitte gece bir namaz kıldı. Sahabenin çoğu da onunla birlikte o namazı kıldı. İkinci gece yine aynı namazı kıldı. Bu kez O’na tabi olarak aynı namazı kılan cemaat daha fazla oldu. Üçüncü gece Hz. Muhammed (sav) mescit’e gitmedi. Orayı dolduran cemaat onu bekledi. Resûlullah (sav) ancak sabah olunca mescide çıktı ve cemaata şöyle buyurdu:
“Sizin cemaatla teravih namazını kılmaya ne kadar arzulu olduğunuzu görüyorum. Benim çıkıp, size namazı kıldırmama engel olan bir husus da yoktu. Ancak ben size, teravih namazının farz olmasından korktuğum için çıkmadım.”
MUKABELE
Kur’ân-ı Kerim bu ayda indirildiği için Peygamber (sav) onun önemine binaen bu ayda Kur’an-ı Kerim’i daha fazla okumuştur.
Cebrail (as) Ramazan ayı boyunca her gün Allah (cc) Resulü’nün yanına gelir ve karşılıklı birbirlerine Kur’ân okuyarak o güne kadar gelen âyetleri gözden geçirirlerdi. Bu Resûlullah’ın (sav) son Ramazan ayında iki defa yapılmıştı.
Günümüzde de Müslümanlar ramazan ayı gelince Kur’an-ı Kerim’i karşılıklı okuyarak mukabele ederler.
Ramazan Ayında Ümmete Özel Olarak Verilen Beş (5) Şey Nedir?
Ramazan’da özel olarak verilen beş şey nedir? Cabir bin Abdullah anlatıyor. Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu: “Ümmetime Ramazan ayında beş şey ihsan edildi. Bunlar daha önceki peygamberlerin ümmetine verilmemişti.
“Birincisi: Ramazan ayının ilk gecesi olunca Cenab-ı Hak onlara rahmetiyle bakar. Allah kime rahmetiyle bakarsa, onu hiçbir zaman azaba çarptırmaz.
“İkincisi: Oruç tutanların ağızlarının kokusu Allah katında misk kokusundan daha hoştur.
“Üçüncüsü: Gece ve gündüz melekler oruç tutanların bağışlanması için Allah’a yalvarırlar.
“Dördüncüsü: Allah o gün Cennetine emir verir ve şöyle buyurur: ‘Ey Cennet, kullarım için hazırlan, süslen. Dünya sıkıntılarından kurtulup benim huzuruma ve ikramıma gelip istirahat etmeleri yaklaştı.’ ”
“Beşincisi: Ramazan’ın son gecesi gelince de, Allah oruç tutan kullarının hepsini affeder.” Sahabilerden bir zat sordu: ‘Ya Resulallah, bu gece Kadir Gecesi midir?’ Peygamber Sallallâhü Aleyhi Vesellem “Hayır” dedi, “bilmez misiniz, işçiler gün boyu çalışıp da işlerini bitirdikleri zaman ücretlerini almıyorlar mı?”
Benzer Konular:
- Ramazan Ayının Anlam ve Önemi
- İftar sırasında ve iftardan sonra okunacak dualar nelerdir?
- Nihat Hatipoğlu’ndan Miraç Kandilinin sırları