Şiir Ve Mizah Bölümü

Sait Faik Abasıyanık Hikayeleri

Sait Faik Abasıyanık Hikayeleri
Sait Faik Abasıyanık Hikayeleri

Hikayeler Sait Faik Abasıyanık

Sait Faik Abasıyanık Sevilen Hikayeleri

Mahalle Kahvesi

Sık sık gittiğim kahve, sapa bir yerde idi. Mevsim kış olduğu için, bahar ve yaz akşamları pek sevimli olan bahçesinde değil, içeride oturuyorduk.
Evimden çıkınca ortalığın sessizliğini, bu sessizliğe lapa lapa kar yağdığını görmüş, yürümek hevesine kapılmıştım Geldiğim de fazla kalabalık olmayan kahveye, sonraları tek tük birkaç kişiden başka gelen olmadıBense bazen buğusunu sildiğim camdan, dışarı bahçeye bakıyor, bazen oyun oynayanların seslerine kulak kabartıyordum. Aradan ne kadar zaman geçti farkında değildim Saate baktım, on buçuk olmuştu. Kahveci, saat bire kadar açık olduğunu söyleyince rahatlayıp bir çay daha söyledim.
Tam bu sırada içeriye birisi daha girdi. O gelmeden evvel konuşmalar oluyorken, bütün sesler birdenbire kesildi. Genç a-dama baktım, bir sandalyenin üzerine oturmuş, önüne bakıyordu
Kahvedeki sessizlik gitgide uzuyordu Bu sırada kahvenin kapısı açıldı, içeriye bir adam girdi.
“Sizi çağırıyor, aklı yerinde ama sabaha çıkamayacağına kalıbımı basarımSeni istedi Ali Ağa, seni de seviyor Mahmut Çavuş. İstersen sen de gel Hasan
Oturan üç kişi ayağa kalktılar. Soba kenarında oturan adama dik dik bakarak çıkıp gittiler
Kahveci halen yeni gelene çay vermemişti. “Şu zavallıya da benden bir çay yap dedim. Kahveci anlamamazlıktan geldi.
Genç adam ayağa kalkıp kahveciye sordu: “Babam, değil mi? Ölüyormuş değil mi?
Kahveci: “Senin baban değil o dedi. Ardından ekledi: “Sakın eve gideyim deme, teyzenin oğlu seni bekliyor, gebertecek.
Çıktı gitti. Kapı açıldı. Demin gidenler, dönmüşlerdi. Ruhunu teslim etti. Öteki savuştu mu? diye sordular. Merakım iyice artmıştı.
öğrendiğim kadarıyla, kız kardeşini kötü yola düşürdüğü i-çin, babası evlatlıktan reddetmiş. Kızın akibetini sordum, kimse söylemedi. Belki de kahveci onu kötü hayattan çekip almış olduğu için, anlatmadılar.

Alemdağda Var Bir Yılan

Günlerden pazartesi. Yine vapurun alt kamarasındayım. Yine hava karlı, yine İstanbul çirkin. Hele yağmurlu günlerinde
Yalnızlık dünyayı doldurmuş. Sevmek Bir insanı sevmekle başlar her şey. Burada her şey bir insanı sevmekle bitiyor.

Güzel bir yer Alemdağı. Şu saatte, on beş metrelik ağaçları, Taşdeleni, yılanı ile Kış günü yılanlar inindedir, olsun. Taşdelen parmak gibi akar. Önce içimizi, sonra dışımızı yıkar. Su içmeye gelen bir tavşan, bir yılan, bir karatavuk, bir keklik, Polenezköyden şerefimize kaçıp gelmiş bir keçi ile alt alta üst üste oynaşıyoruz.
Alemdağı güzel, Alemdağı. İstanbul çamur içinde. Taksi şoförleri su birikintilerini inadına insanların üzerine sıçratıyorlar. Kar inadına içimize içimize yağıyor

Havuz Başı

Beyazıt Havuzunun kenarındaki kanepelerden birine oturmuş sizi bekliyorum. Yaşını almış bir adamın, yirmi yaşındaki çocuk hevesini yaşamak istemesi, ne bileyim
Sizi bekliyorum, siz geçmediniz. Yüzünüzü göremedim. Bayramım, çocukluk bayramım salıncaksız geçmiş gibi gözüme yaş doldu

Ya hastaysaruz!..

Sanki hastaydınız. Ziyaretinize gelmiş, lazım olan ilaçları karaborsadan temin etmiş, iyileşmenizi sağlamıştım.. Allah esirgesin, bir daha hasta olmayın, demiştim.
Elli yaşında adam, ellisine yakın kadın, fıskiyeler, toplar Onlar, benden de çocuk Seni görememenin sıkıntısı dağılıyor, seviniyorum.. .Yeniden mühim şeyler düşünüyorum: Kapıdan çıkıyorsunuz, koşa koşa yanıma geliyorsunuz. Kolunuza bile giriyorum

 

sizlere www.blogperest.com farkıyla sunulmuştur

Blog Yazarı

Yorum Yaz

Yorum Yazmak İçin Tıklayın

Sizde Bir Yorum Bırakın

%d blogcu bunu beğendi: